Diyetisyen seçmek, çoğu insanın hayatında bir ya da iki kez yaptığı bir iş. Bu yüzden karşılaştırma yapacak bir deneyim birikmiyor ve karar genellikle sosyal medya görünürlüğüne göre veriliyor. Görünürlük ise yetkinliğin ölçüsü değil, pazarlama bütçesinin ölçüsü.
Aşağıdaki sıra, bir kaydı elemek için gereken çabaya göre düzenlendi: en hızlı eleyen kontrol en başta.
1. Unvanın gerçek olduğunu doğrulayın
Türkiye’de “diyetisyen” unvanını yalnızca üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik lisans programından mezun olanlar kullanabilir. Bu, tercih meselesi değil, kanunla korunan bir unvan.
Sık karşılaşılan karışıklık şu: “beslenme koçu”, “beslenme danışmanı”, “kilo koçu” gibi ifadelerin hiçbiri korunan bir unvan değil ve bunları kullanan kişinin lisans mezunu olması gerekmiyor. Sertifika programları da diploma yerine geçmiyor.
Kontrol yolu basit: mezun olduğu üniversiteyi ve bölümü sorun. Cevap gelmiyorsa ya da “beslenme sertifikam var” ile geçiştiriliyorsa, orada durun.
2. Çalışma alanını gerçekten sorun
Neredeyse her profilde uzun bir alan listesi var: sporcu beslenmesi, insülin direnci, gebelik, çölyak, çocuk, bariatrik cerrahi. Bir kişinin hepsinde derinlemesine çalışıyor olması mümkün ama nadirdir.
Sorulacak soru “bu alanla ilgileniyor musunuz” değil, “bu alanda kaç danışanla çalıştınız”. İkincisinin cevabı, birincisinden çok daha ayırt edici.
3. Takip biçimini öğrenin
Beslenme değişikliği tek bir görüşmede olmuyor. Asıl iş takipte: plan tutmadığında ne olacağı, ne sıklıkla görüşüleceği, arada soru sorup soramayacağınız.
Netleştirilecek başlıklar:
- Görüşme sıklığı ne, kaç hafta sürüyor?
- Görüşmeler arasında yazışma desteği var mı?
- Plan tutmadığında ne oluyor — plan mı değişiyor, siz mi “uymamış” oluyorsunuz?
Üçüncü soru önemli. Sürdürülemeyen bir planın sorumluluğunu danışana yükleyen bir yaklaşım, ilk aydan sonra genellikle takibin bitmesiyle sonuçlanıyor.
4. Ücreti baştan ve yazılı sorun
Ücret sormak ayıp değil; belirsiz bırakmak sorunlu. Karşılaştırma yaparken tek görüşme ücretiyle aylık takip paketini yan yana koymayın — aynı hizmet değiller.
Sorulacaklar:
- Paket kaç görüşme içeriyor?
- Ücret görüşme başına mı, ay başına mı?
- İlk görüşme ücretli mi?
- Takip uzarsa ek ücret çıkıyor mu?
Ücret konusunda fiyat sayfasında neyi sormanız gerektiğini anlattık. Orada ortalama bir rakam vermiyoruz: kendi sitesi olan diyetisyenlerin çok azı ücretini yayınlıyor ve kaynağını gösteremediğimiz bir rakamı yazmıyoruz. En güvenilir yol, iki üç diyetisyenden aynı soruları sorarak yazılı cevap almak.
5. Hekim takibi gereken bir durumunuz varsa bunu söyleyin
İnsülin direnci, diyabet, tiroit, böbrek hastalığı, gebelik, obezite cerrahisi — bu başlıkların hepsinde beslenme planı hekim takibiyle birlikte yürür. Diyetisyen tanı koymaz, ilaç düzenlemez.
İyi bir işaret: diyetisyenin görüşmenin başında tahlillerinizi ve hekim raporunuzu istemesi. Kötü bir işaret: bunları hiç sormadan plan vermesi.
6. Online mı, yüz yüze mi karar verin
İzmir içinde yaşıyorsanız iki seçenek de gerçekçi. Seçimi belirleyen şey genellikle ölçüm ihtiyacı ve takvim:
- Yüz yüze, vücut kompozisyonu ölçümünün aynı cihazla düzenli tekrarlanmasını istiyorsanız ve ilçenizde ya da işinize yakın bir muayenehane varsa mantıklı.
- Online, vardiyalı çalışıyorsanız, ilçeler arası ulaşım takibi zorlaştırıyorsa ya da alanınızda deneyimli kişi uzaktaysa işe yarar.
- Karma düzen de yaygın: ölçüm için belirli aralıklarla muayenehane, ara görüşmeler online.
Hangisini seçerseniz seçin, takip sıklığının ve ücretin aynı netlikte konuşulması gerekir. İlçe sayfalarından yakınınızdaki kayıtlara, online diyetisyen sayfasından uzaktan çalışanlara bakabilirsiniz.
7. İki üç kişiyle kısa bir ön görüşme yapın
Birçok diyetisyen randevu öncesi telefonda ya da mesajla kısa bir bilgi veriyor. Bu ön temasta yukarıdaki soruların birkaçını sorup cevapları karşılaştırmak, ilk seansa girmeden elemeyi kolaylaştırır. Cevap vermekten kaçınılan soru, kendi başına bir cevaptır.
Uzak durulacak beş cümle
- “Haftada 5 kilo garanti.”
- “İlacınızı bırakabilirsiniz.” — Bu, yalnızca hekimin verebileceği bir karar.
- “Bu takviyeyi benden alın.”
- “Herkese aynı listeyi veriyorum, çok işe yarıyor.”
- “Diploma önemli değil, sonuç önemli.”
Son olarak
Bu dizinde kaynağını gösteremediğimiz bilgiyi yayınlamıyoruz ve sıralamayı kimse satın alamıyor. Kayıtları nasıl sıraladığımızı ağırlıklarıyla birlikte değerlendirme yöntemi sayfasında yayınladık.